121Y405_TÜBİTAK1001 (2022-2025)
BÜTÜNLEŞİK JEOFİZİK YÖNTEMLER IŞIĞINDA İSKENDERUN KÖRFEZİ'NİN DERİN VE YAKIN YÜZEY YAPILARININ BİRLEŞİK YORUMU VE AKTİF FAYLARIN HARİTALANMASI_121Y405 (2022-2025)
Yürütücü kuruluş: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-CERRAHPAŞA
Yürütücü: Doç. Dr. Hakan ALP
Destekleyen Kuruluş: TÜBITAK 1001 PROGRAMI
Sağlanan Fon: 720.000 TL
PROJE ÖZETİ
İskenderun Körfezi Afrika, Arap ve Anadolu Levhalarının etkileşim noktasında, Akdeniz’in kuzeydoğusunda yer almaktadır. Batıda Afrika ve Anadolu plakalarının etkileşimi ve doğuda Arap ve Anadolu bloklarının çarpışmaları ile çok karmaşık bir tektonik özelliğe sahiptir. Orta Miyosen boyunca Arap Plakası sol yönlü Ölü Deniz Fay Zonu (ÖDFZ) boyunca Afrika Plakasından ayrılmıştır. Bölgedeki plaka hareketleri sonrasında meydana gelen kaçış tektoniği, iki önemli transform fayı gelişmiştir (Kuzey Anadolu Fay Zonu ve Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ)). DAFZ'ın üç levhanın birleştiği yer olarak kabul edilen Maraş ekleminden sonraki bölümü önemli tartışmalara neden olmaktadır. Bu tartışmaların en önemli nedeni fayın morfolojik ve jeolojik olarak yüzeyde takip edilememesi ve bölgede yüksek çözünürlüklü jeofizik veri seti olmamasıdır. İskenderun Körfezi genel anlamda kuzeybatı ve batısında tektonik olarak aktif Toroslar ile güney ve güney batısında yükselen Kızıldağ-Hatay ofiyolit karmaşığı arasında erken Miyosen boyunca gelişen geniş bir depolama merkezi olarak tanımlanmıştır. Bölgedeki önceki çalışmalarda, körfezin evriminin yanında doğrultu atımlı faylar, ters faylar ve bindirmelerin varlığı ve bunların derin jeolojik yapısal unsurlar üzerindeki etkileri, körfez içerisinde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) sağlamış olduğu sınırlı sayıdaki zaman ortamı (6 sn derinlikli) sismik yansıma kesitlerinin jeolojik yorumlanması sonucu tanımlanabilmiştir. Bu verilerin toplanış amacına bağlı olarak 0-1sn arasındaki derinliklerdeki çözünürlükleri düşük olmasından kaynaklı yakın yüzey yapıların, dolayısıyla güncel jeolojik unsurlara bölgedeki hâkim tektoniğin etkileri tanımlanamamıştır. Körfez içerisinde TPAO orta derinlik sismik (hidrokarbon amaçlı) çalışmaları dışında yüksek çözünürlüklü jeofizik çalışma yeterince bulunmamaktadır. Öte yandan İskenderun körfezi ve şelf alanı deniz tabanı morfolojik unsurları (sırtlar, havzalar, delta ve kumbarları vb. yapılar) ve derin yapıların, yakın yüzey yapılara olan etkileri hala detaylı olarak araştırılmadığı bilinmektedir.
Proje kapsamında, İskenderun Körfezi deniz tabanı sayısal batimetri modelinin (SBM), çok ışınlı derinlik ölçümü verilerinden oluşturulması ve bu verinin kara sayısal yükseklik modeli (SYM) ile birleştirilerek ilk defa bölgeye ait deniz ve karayı içeren bir sayısal batimetri ve yükseklik modeli (SBYM) çıkarılması hedeflenmiştir. Bu model üzerinde morfolojik unsurlar detaylı olarak incelenebilecektir. Ayrıca denizaltı morfolojik unsurların ve olası fayların üçüncü boyuttaki özellikleri bölgede orta derinlikli hali hazırda mevcut orta derinlikli çok kanallı sismik yansıma verileri ile incelenecektir. Bu amaçla, sözü geçen sismik yansıma verileri, çeşitli veri işlem teknikleri kullanılarak zaman ve yığma öncesi derinlik ortamı (PSDM) sismik yansıma kesitleri elde edilecek böylece, derinlerdeki jeolojik yapıların gerçeğe çok yakın derinlikleri (konumları) ve geometrileri saptanarak sismik stratigrafik ve yapısal prensipler kullanılarak yorumlanacaktır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ve uygun görülen alanlarda (özellikle mevcut olan sismik profil lokasyonları üzerinde ve uygun yönelimlerde) çok çözünürlüklü jeofizik veriler (chirp kaynak sismik) körfez içinde toplanacaktır. Toplanan yüksek çözünürlüklü jeofizik veriler yine çeşitli veri işlem teknikleri kullanılarak yoruma uygun hale getirilecektir. Böylece sığ yapısal unsurların derinlerdeki yapılarla uyumluluğu ve devamlılığı yanında, sığ yapılara bölgedeki güncel tektoniğin etkileri ortaya konulacaktır. Deniz çalışmalarından çıkan bulgular ışığında karada bu yapıların devamlılığını araştırmak amacıyla bir dizi jeofizik (VLF ve manyetik) çalışma yapılması da planlanmaktadır. Sonuç olarak, denizde ve karada yapılacak jeofizik çalışmalardan elde edilecek sığ yapısal unsurlarla denizaltı derin yapısal unsurların birlikte yorumlanacaktır. Ayrıca elde edilen genel yapısal unsurlar bölgenin sayısal batimetri ve yükseklik modeli (SBYM) ile birlikte yorumlanarak, körfeze ait olası deprem üretme potansiyeli olabilecek aktif faylar jeofizik veriler ve modeller baz alınarak ilk kez sayısallaştırılacak ve haritalanacaktır.